9 Ağustos 2025 Cumartesi

JULES SUPERVİELLE'İN AKSİ KÖPEĞİ

Supervielle (1884-1960) "aksi" sıfatını kullanmamış, "Köpek" sözcüğünü yeterli görmüş şiirinin başlığı için. Hani "aksi"ni kullanmasına gerek de yoktu belki! Hani, bu benim yakıştırmam olabilirdi, ne bileyim, metni okurken, yorumlarken bu sıfatı ona  yapıştırmıştım! 

Neyse, "Köpek" şiiri bir intak sanatı örneğiydi; şöyle konuşuyordu köpek ve haliyle şu metin oluşuyordu:

Bir sokak köpeğiyim ben
Ötesini pek bilmem.
Ama bir ses geldi kulağıma birden,
Bir şair sesi.
Bir şair dili geldi bana,
Deyişimi zenginleştirmek için.
Çünkü bilirsiniz ya,
Havlamaktan başka türlü
Anlatamam derdimi.
Bir şair dili geldi bana
Ama gene de istemem
Karanlık dünyamdan çıkmayı.
Neyleyim beni
Başkasından gelmiş kelimelerle
Dolu bir kafayı.
Başıboş bir köpeğim ben
Dahasını istemeyin benden.

1955'te İstanbul'da, Türkiye Ticaret Matbaası'nda basılan Yeni Fransız Şiirinden Seçmeler adlı kitabın 17. sayfasından aktardım bu şiiri. Fikir ve Sanat Yayınları'nın ilk kitabı olarak yayımlanan 63 bu sayfalık antolojideki şiirleri M. Akil Aksan tercüme etmiş. 

Kitapta şiiri olan şairler şöyle sıralanıyor: Charles Vildrac, Jules Superville, Paul Geraldy, Roger Devigne, Pierre Reverdy, Paul Eluard, Henri Michaux, Robert Desnos, Jacques Prevert, Georges Neveux, Jean Follain, Guillevic, Jean Cayrol, Jacques Marie Prevel, Toursky, Claudine Chonez, Anne Hebert, Robert Vivier, Paul Jamati, Mathilde Monnier, Caradec. 

Bu kadar şairin şunculeyin şiiri arasından "Köpek" üzerine iki kelam etmemi manidar bulur musunuz, bilmem! Çünkü bu metin kendisi üzerinden söz söylemeye imkan sunuyor:

Okuduğunuz üzere, kahraman öznemiz sokak köpeği olduğunu, kulağına bir ses geldiğini, bu sesin bir şair sesi olduğunu söylüyor. Şairin sesi onda bir söyleyiş zenginliği oluşturacak, "havlamak"tan ibaret olan dert anlatma biçimini geliştirecektir. Gelgelelim, kendisinde herhangi bir yeni nitelik oluşmasını istememekte, "karanlık dünya"sında çakılı kalmaya tercih etmektedir:

"Ama gene de istemem
Karanlık dünyamdan çıkmayı."

"Başkasından gelen"lere kapıyı kapatmış, onlara karşı duvar örmüş bir yaratıktan bahsediyoruz. Kafasının "boş"luğunu, halinin "başıboş"luğunu makul ve yeter gören bir vasatsızlıktan...

Bu "it"in tarzına bürünmüş insanlara çokça rastlarız hayat memat meşgalemiz boyunca. Rüzgarın seline teslim olmuş, akletmez fikretmez tiplere. Her türlü ikaz ve uyarı fenomenlerine karşı antenlerini kapatmış yaratıklara...

Sıradan ve sürüden kişiler olsa bunlar sorun değil; tersine toplumsal roller edinmiş, söze nizam vermeye kalkışmış, ahlak abideliğine dikilmiş, sosyal ve siyasal öncülüklere soyunmuş müsvetteler...

Değişime, dönüşüme ayak direyen bu neviden ölü köpek kişiliksizler bizim diriltici şiirimize sağır kesilmiş, bize ne?!. 

Bursa, 9 Ağustos 2025

Hiç yorum yok: