Kahkaha etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kahkaha etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2020 Çarşamba

NASILSINIZ?

11

soylu sabrımıza ne edebilirsiniz?
ki  karadır kanlı dişleriniz, ısırsanız: çakallığınıza diyeceğimiz; doğrudur, yok!?
biliyoruz kin ve nefret duygularımızı, boşuna değil elbet...
bir parça et, alın o kadar da kan, çıkıp gitsin bizden, size... ya sonra?
sonra birikir bilenmişliğimiz, bir güzel depreşme belirir, büyür keskinleşerek özgürlüğe  türkümüz , dağlar gibi...
olur bir gün sığmayız o görkemli bedene, nasıl bir coşkuyla taşarız ama?
köpürür içimizin alevi, sarar her bir yanı heyecan dalgaları, kabarır fırtınalarımız...
görkemli bir şenlik alır bizi, savurur oradan oraya, ne kahkahalar, ne şamatalar, ne günler geceler süren kutlu zafer anları, ne ilkbahar doğumları ah...
umutluyuz, sözün ve eylemenin sahibi çünkü bizimle...

adıyla O’nun

Likâ Edebiyat, S. 11 (1 Şubat 1999), s. 1.





6 Ocak 2020 Pazartesi

NASILSINIZ?


3
Ve ne müthiş, gülebiliyoruz...
Kahkalarımız çınlatıyor ya dört bir evreni, yetmez mi bunca şenlik?
Çünkü, kırılıyor bütün sınırların telleri. Yıkılıyor bizi kuşatan duvarlar tek tek. Bileklerimize yakıştırılan demir kütlesi iflasın eşiğinde.
Maddeler, fasıllar, sayılar, bendler  ne eder  bize? Hiç!
Ne şakımalar döktürüyoruz ama, özgürlük gibi!
İçin için gelişen, serpilen, büyüyen şarkılar!
Sokaklara dökülen türküler.
Çocuklardan, gençlerden, anne ve babalardan, insanlığın bütün kuşaklarından, çınlayan, çınlatan heyamola sözleri.
Limanlara, dağ başlarına, çarşılara, okul içlerine, yollara, ırmaklara, bütün alanlara, bütün mekanlara yayılan yanık ıslıklar.
Gecenin en koyu anındayız ya, doğmayacak mıyız, onun için, koro halinde...
Aman ne şakımalar, ne şakımalar aman...
Adıyla O’nun...

Likâ Edebiyat, S. 2 (1 Haziran 1998), s. 1.