Rüya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rüya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2019 Perşembe

ÇAĞLA YEŞİLİ

O fotoğrafta deprem olmuştu
Teller sizin için örgü kırmıştı
Dudağınız fısıltıyla gülmüştü

Biliyorum park içiydi içiniz
Parkanızda desen idi hüznünüz
Kırgın yürek durdu işte kalbiniz

İmbattandı düşleriniz eminim 
Rüyaydı denizi Pasaport'ta evinizin*
Ağrı'da kurşunu ağrınıza yediniz bilirim

Aşıktı diyecekler size destanda
Ve işleyecekler utançlarını bir berata
Yıkılmıştı gök haritanız oysa

Nadanlara kaldı iki üniforma...

Ankara, 24 Ekim


* Ege'de, İzmir'de, Kantar'da. 


BEN SİZE NE DEMİŞTİM?

Ben size demiş miydim, göklerden, güneşlerden bahsetmek istiyorum diye. Maviliklerden söz açıp, kendisini yele vermiş beyaz bulutların geçip gidişinden dem vurmak istiyorum demiş miydim? Yıldızlarla şenlenen gecelerden, karanlık vakitleri fetheden ayın hilal veya dolunay anlarından kesitler sunmak istediğimi söylemiş miydim?
Bakın şimdi buraya, bir aydınlık sahneye giriyorum…
1970’lerden bir yazdır. Bir harman sonu mevsimi…
Sabahtan akşama kadar bütün bir hane halkı, bir pınar başında, unluk, bulgurluk buğdayı yıkamışsınızdır. Kuru dalların alevleri üstünde kara kazanlar içinde buğdayı kaynatmış, laf aramızda kâh gizli gahî aşikar, bulgurun içindeki nohutları seçip midenize yuvarlamışsınızdır.
Eh bu arada tatlı tatlı, iyice yorulmuşsunuzdur. Ormanlarla iç içe bir vadide bulunan pınarın soğuk suyu biteviye akmış, zaman geçip gitmiş, gün dağların gerisine düşmüş, hayal dünyası âlemden âleme kanat açıp seyahat etmiştir…
Akşam olmuştur. Yıkanmış ve bir kısmı da haşlanarak bulgur kıvamına getirilmiş buğdaylar bir öküz arabası (kağnı) veya bir traktör vasıtasıyla pınar başından taşınmış, güvenli bir araziye getirilmiştir.
Şimdiki mekân sapla samandan arındırılmış bir harman yeridir. Okul bahçesi de olabilir. Toprak bir dam üstünü de tercih edebilirsiniz. Dikkat edilecek tek husus, arazinin düz olması…
Burada önce temizlik yapacağız. Çalı süpürgesi ile etrafı bir güzel süpürüp sabahtan beri yapıla gelen yıkama faaliyetine zarar verecek unsurları ortamdan yok edeceğiz. Sonra kıl kilimleri boy boy sereceğiz. Kilimlerin dört bir kenarına boyumuzdan büyük taşları muhtemel esintilerin etkisini azaltsın diye yerleştireceğiz. Sıra aşk ile sırılsıklam buğdayı çuvallardan boşaltmaya geldi…
Üç, sekiz, on iki, on beş, yirmi beş… Bolluğa, berekete bakın… Allah’ın, iş ve emeğimizin karşılığını takdim edişine hayran olun… Çuvallar tek tek boşaltılıyor kilimlerin üzerine. En kısa zamanda kurusun diye, sanki tek tek dizilir gibi, titiz mi titiz, narince, ince ince seriliyor buğday, anne elleriyle…
Gün uzamaktadır… Gecedir… Ay gökte karanlığı kovmuştur. Yıldız böcekleri ayın şenliğine ortak olmuş, rengârenk ışıkları ve eşsiz musikileriyle ortalığı cümbüşlü bir hâle sevk etmiştir. 
El etek çekilmiş, büyükler evlere girmiş, göğün altı buğday bekçiliği yapmaya hüküm giymiş çocuğa kalmıştır. 
Bu gönüllü mahkûmu yalnız başına mı sandınız, aferin, yanıldınız. Bir kardeş, bir yeğen, mahalleden bir arkadaş… velhasıl bir yoldaş onunla aynı geniş mekânda, gökyüzünü seyre dalmaya hazırdır.
Yer döşek, gök uzaydan bir yorgan…
Seyre dalış. Ay muhakkak gülüyor. Ürperti. Yıldızlar hareketli bir film halinde. Arada bir yıldız düşüp ölüyor. Ürperti.
Yan tarafta, yoldaş bir laf atıyor ara sıra. Bir olay, bir hatıra, macera anlatıyor. O mekanı, bulunulan ortamı, kurtlar, çakallar basıyor. Korku ağır basıyor. Gece ilerliyor. Ürperti.
Anbean ilerlerken zaman, elleriyle yıldızları tutuyor gecenin küçük çocuğu. Aydan, aydınlıktan, maviliği hissedilen gökten, yer yer gökte beliriveren beyaz bulutlardan oyunlar devşiriyor…
Uzak ülkelere gelgitler yaşıyor, Kafdağlarına seyahatler düzenliyor, büyüklük çağlarına umutlar besliyor…
Maceradan maceraya koşan zihinde, büyük bir dünya kuruluyor, histen, coşkudan, çağlayıştan, kendinden geçişten, ürperişten… bir akıbet diriliyor…
Uyku…
Sonra rüya, rüya, rüya…
Ve uyanış,  bir imsak vakti…
……………

21 Nisan 2019 Pazar

ZERDALİ

Zerdali ağacı çıt kırıldım
Dalına salıncak kurdum
İpince salındım durdum
Duruldum...

Bir rüya âlemiydi handiyse
Sakin çayırlarda nice yoruldum
Koştum göklere beyaz ve mavi
Vuruldum...

Ankara, 13 Nisan 2019

20 Şubat 2019 Çarşamba

BEKLEYEN RÜYA

Elinde sırlı aletler olan rüya
Adamı ne yapar böyle
Kuş oldurur uçurur

Korkar mı yatağından
Dalından kalkar da göğe sarkar
Sürsün diye bu ilkbahar
Yatar durur öylesine

Bir çağıltı 
Çocukları gösteriyorsun ey usta
Reklam oynayan çığlıkları

Oğlunu yıldız yapacaksın
Beni kahraman
Kararın karar

Peki ölecek olan kim?
Yıldız mı parlayacak
Kahraman mı?
Ben olayım ikisi de!

Diyorsun ya
Evlâdım
Kalk seni bekliyorum!
Ve nokta.

Bekle
Geliyorum
Ne güzel diyorum yontuyorsun
Ahşabı oyuyorsun
Toprağa tatlı tatlı
Çekiyorsun ey rüya
Adamı.

Bursa, 5 Aralık 2010