BEN BİR BAYRAM HAVASIYIM
"Tek" ve "Hür".
31 Mayıs 2026 Pazar
24 Mayıs 2026 Pazar
ELEŞTİRMENLİK RÜŞVET OLARAK VERİLİRSE…
Malumu ilam etmeye gerek yok ya, gene de söyleyeyim: Siyaset âleminin sıradanlaştırıcı dünyasıyla pek ilgilenmem. Doğal olarak o dünyayla ilgili yazılar pek çıkmaz kalemimden.
Fakat birileri, siz istemeseniz de, çeker sizi…
Bu, belki kaçınılmaz bir durumdur, fakat neticede ilkelerinizden taviz vermeniz anlamına gelebilir.
Taviz vermek anlamına gelmeyecek “siyaset” yazıları da çıkabilir kaleminizden. Aynen aşağıdaki satırlarda görüleceği gibi.
Çünkü, ortada hassas bir konu vardır ve bu konuyu ancak siz yazabileceksinizdir. Başkalarının o konuda eline kalem almaya mecali yahut cesareti bulunmamaktadır.
Buyurun, başlayalım…
Ankara merkezli bir edebiyat dergisinin önsözünde gördüğüm şu başlık beni ürpertti: “Kemal Kılıçdaroğlu şiir eleştirmeni olsaydı?”
Bir süre, başlığın altında dizilmiş olan harf yığınını okumaya cesaret edemedim. Korkum, bir pişkinlikle karşı karşıya gelmektendi…
Nice bekleyip cesaretimi topladıktan sonra, korkumla baş başa kaldım!
Metni yazan kalem, güncel siyasetin bir aktörünü, üstelik pek çok bayat ilişki ağına da adı karışmışken, boyayıp cilalayıp önümüze sürüyor. Bakın şu cümleye:
“Kemal Kılıçdaroğlu’nun sadece CHP’de değil, ülke genelinde estirdiği umut rüzgarına bakınca, aklımıza edebiyat, şiir dünyasında da buna ihtiyaç duyulduğu geldi.”
Bir edebiyat dergisinin ilk satırlarını bu cümlelerle kirliliğe teslim eden kişi, bir siyaset arenası amigosu edasıyla devam ediyor yazısına. “Bu şahsın kamuoyu nezdinde belirginlik kazanan dürüst kişiliği” şeklinde bir dizi kelimeyi sıralıyor. İster istemez bu noktada hangi dürüstlükten bahsedildiğini düşünüyorsunuz bir an, bir itiraz cümlesi olarak…
Metin bu minval üzere sürüp gitse gam duymayacaksınız. Hayır, amigomuz sözü şiir dünyasına getirmesin mi! İşbu dürüst kişilik “şiir ortamına sirayet edebilseydi…” Böylece sözü edebiyat ve şiir ortamına, daha da özelde şiir eleştirmenliğine getiriyor. Doğrusu, iyi bir nokta; fakat yapılan genellemeye ne demeli? Bu disiplin üzerinde emek harcayanları bir çırpıda harcamasına nasıl tahammül etmeli? Evet, belki adı eleştirmene çıkanların bir kısmı (ki bunların ekserisi şikayet sahibinin siyasî kimliğiyle ortaklık gösterir…) işlerinde şike, hile, (meyhane arkadaşlığına bağlı) torpil gibi ahlaksızlıklara müracaat etmekte, işlerini erbabınca yapmamaktadır, kabul…
Bunların ipinin pazara çıkarılması, ne güzel olur… Öyleyse, haydi çıkar şunları ortalığa, yaz adlarını şuracığa… Olmaz…
Bu arada, şiir ve eleştiri dünyamız bunların egemenliğindeymiş gibi görünmekle beraber salt bunlardan mı müteşekkil… “Adalet duygusu”na dikkat edeni, “belgelerle konuş”mayı ve “yazının edebi değerini” dikkate almayı hassasiyet makamı haline getirenleri niye harcıyorsun?
Belli ki amaç üzüm yemek değil… Amaç, bir siyasetçiyi bir vesileyle arz etmek. Bunun için “… şiir eleştirisinin Kemal Kılıçdaroğlu’su” diye bir ifade kullanılacak… En sonda ise, genel bir takdim yapılarak, yazı sonlandırılacak: “CHP bile bulabilmişse, şiir dünyası niye bulmasın?” Böylece, kokuşmuş bir arenanın soru işaretleri taşıyan bir başkahramanı bir referandum arifesinde dergi okurlarına tavsiye edilirken, maalesef edebî (edeple ilgili) hassasiyetler dikkate alınmıyor.
Makinist, Sincan İstasyonu’nda treni raydan çıkarmıştır, toprağı bol olsundur!
(Van, 24 Ağustos 2010)
Not: Bu yazı ilk kez 26 Ağustos 22010'da Milli Gazete'de yayımlanmıştır.
22 Mart 2026 Pazar
KÖPEĞİN TÜYÜNDEN HUKUKUN SUYUNA ÇIKMA!
İnternet aleminde kulaç atarken önüme düştü. Köpeğinin dökülen tüyleri kendisini canından bezdiren bir sosyal paylaşımcı "Köpeğimin tüylerinden kıyafetlik kumaş yapmak" başlığını açıyor ve şu soruyu soruyordu: "Kahrolası köpek deli gibi tüy döküyor, ben de bari onunla faydalı bir şey yapayım dedim. Bunu daha önce deneyen oldu mu? Olduysa da tavsiyesi olan var mı?"
Tavsiye istenir de bir âkil hoca bulunmaz mı? Bir değil, bir çok hoca çıkar, canından bezmiş paylaşımcıya bilgi ve deneyimlerini arz ederler. En ayrıntılısı şuydu galiba: "Kızılderili kabileleri tam da bu amaç için yün köpekler yetiştiriyordu! Günümüzde chiengora olarak adlandırılıyor ve yün ve köpek tüyünün bir karışımı veya %100 köpek tüyü olabilir. 25 metrelik bir köpek tüyü ipliği makarası yaptıktan sonra, alıştıktan sonra çalışması kolay bir malzeme olduğuna emin olabilirim." Ayrıntıyı ilave bir soru üzerine şöyle pekiştiriyordu bu hoca: "Bir çıkrık kullan ve sonra tabanının etrafına sar; tıpkı John'un kabuk lifi için yaptığı gibi." Bu ilave cümledeki "John" kimdir peşine düşmeyeceğim fakat diğer allame paylaşımcıların verdikleri cevapları ıskalamak istemiyorum.
Mesela birisi benzeri bir işçiliği "kedi" tüyünden, bir başkası ise "kendi" saçından icat ettiği haberlerini verir. Bir üçüncüsünün verdiği malumat genel olarak bilinen bir tavsiyeye yaslansa da hayli önemli: "Google'da aratırsanız, yaşlı teyzelerin köpek tüyünden iplik ve giysi yaptığına dair haber makaleleri bulursunuz. İlk duyduğumda, ölen evcil hayvanınızı tıraş edip birkaç hafta sonra size ipliği gönderen ve böylece ölen evcil hayvanınızdan bir eşarp ve/veya şapka yapabileceğiniz bir Norveçli kadındı." Bu "Norveçli" tezyenin peşine düşmek için de pek vaktimiz yok!
Baktım, yaklaşık 2021'de yapılmış bu muhabbet. Aradan geçen zaman paylaşımlarda link açılmaması yahut silinme gibi kimi zayiatlar oluştursa da ciddi bir doküman bırakmış geriye. İşte bunlardan en en en değerlisi en sonda yapılanı. Paylışımcı köpek tüyünden kumaşın nasıl yapılacağına dair iki link veriyor. İkincisi bu işi ticari olarak yapan bir işletmeye ait olmakla birlikte artık ölü bir link. İlki ise bizi devasa bir birikime uçuruyor. Şu linki açtığınızda bizim buraya aktardığımız verinin bin katı malumatla karşılaşacaksınız: "Köpek İpliği Nasıl Yapılır: 15 Adım!"
Sizi bu 15 adıma havale ederken sözümü bitireyim: Malumunuz olan vardır, bir siyaset cambazı vaktiyle şöyle diyordu: "Hukuk siyasetin köpeğidir." Bu bağlamda şunu sorayım: Bahsedilen "köpek"in tüyünden kumaş yapmak mümkün mü? Değil tabii ki; zira köpeğin tüyü kadar değeri yoktur suyu çıkan hukukun!
YAKUP MELEKLE Mİ GÜREŞTİ?
Saldırgan bir boğanın kuyruğunda bir haspa
Diyelim de burada olmasın teşbihte hata
Sinek avlıyor ama öldürüyor zamanı
Fena sarsıyor dengesini âlemin
Ne var ne yok elinde savuruyor pek şedit
Şeytan deniyor buna fuhşiyat dünyasında
Yakub'un güreştiği işte böyle bir bela
Almanya Çıldırdı'da bahsetmiş Godwin Baynes
Zorlu bir soru olmuş hâkimlik sınavında
Cennetin Tazısı'nda âzade bir dize size
Divan şairleri aşüfte derdi olsaydı twitterda
Sığmazmış ama asla hiç bir etikete öyle
Damından türemiş bir sıfat anasının
Solutur burnundan güreştikçe Yakub'u
Hüseyin Rahmi ki onu Melek sanmıştı vakta
Doldurma kıt’alarda onbaşıdır ablanız
Mız mız değil dudağı direkt dalar bacağa
Kaşlarını çatmasın kirpiklerin ok gibi
Kararır dünyaları muhitinde herkesin
Yürek yemiş olsa da nafile salat olur
Yakup tuş olmaya ramak kalır bir anda
Ankara, 4 Kasım 2022
12 Mart 2026 Perşembe
GÖLGE ŞAİR TASARILARI-8
29.
Kiwy'in sükutunu ikrar kabul edip dilimin yelkenlisine nefes üfledim: Korunmasızlığımız toplumsal her birimde geçerli: Hane halkına, yol arkadaşına, mesai çevresine, kamusalda devlete, her yerde herkese ve herşeye karşı kendimizi nasıl koruyacağız? Muhayyel "100 Soruda Ben" kitabımın birinci sorusuydu artık bu.
İçimin mapushanesinde kapılar birbirini takip ediyor. Astrolojim iyi haberler vermiyor. Kötü bir senaryoya imza atmanın sırası geldi. Şairliğim kurtarmayacak beni. Müziğim hiç! (Aniston Cajal)
Ankara, 12 Mart 2026
5 Mart 2026 Perşembe
17 Şubat 2026 Salı
İMPARATORUN AZGINLIĞI NİKİ'NİN HİKAYESİNE NASIL YANSIDI?
12 Aralık 2025 Cuma
NAZİR AKALIN İLE 7 MART 2001-3 OCAK 2002 TARİHLERİ ARASINDA YAPTIĞIMIZ E-MAİL YAZIŞMALARI
(Bu yazışmalar ilk kez 12 Aralık 2016'da Facebook sayfamda yayımlanmıştır.)

















