1 Haziran 2020 Pazartesi

SAĞ KALDIK

bir başlangıcın bitişini boğazlıyordu zaman
umulmadık yaralardı sözcüklerin etleşmesi

saçlarım bir hüznün son damla gözyaşını akıtıyordu
istanbullar kadardı istanbullarda çocuklar hep ağlardı

vapurların sessiz ağzı alnımızda çınlardı alnımız açıktı
işte diyorduk hayatımıza kastediliyor illegal bağırıyorduk

ey onurun öteki adı ağır ve aksak günlerden geçip geldik
ey sevgili ey sevgili sevgili öldürülemedik sağ kaldık

İstanbul, 1986

Bu metnin de içinde olduğu Issızlık Marşı kitabının diğer yazılarını okumak için tıklayınız.

31 Mayıs 2020 Pazar

EPİGRAF-1

Bu yolculuğa çıkan bizler
Kırık yontulara baktık
Unuttuk kendimizi ve yaşam
Pek öyle kolay yok edilemez, dedik,
Ölümün bilinmedik yolları
Kendine özgü bir doğruluğu vardır;

Ve bizler ölürken ayakta dimdik,
Sertlikte ve güçsüzlükte birbirimize bağlı
Eski ölüler dirildi kurtulup çarkın dönüşünden
Garip bir sessizlikle gülümseyerek.”

[Seferis, Üç Kırmızı Güvercin,
(Çev: Cevat Çapan),
Evrim Sanat Galerisi Yay.,
İst., 1985, s. 42.]

Bu metnin de içinde olduğu Issızlık Marşı kitabının diğer yazılarını okumak için tıklayınız.


EPİGRAF-2

“… sevdiğimi anlatmaya kalktığım an elimden,
onu görmeye gitmemi engelleyen yasaları kınayan
dizeler çıkıyor.”  

(Samih El Kasım, Yarın Dergisi, Mart 1985)

Bu metnin de içinde olduğu Issızlık Marşı kitabının diğer yazılarını okumak için tıklayınız.

SINAV

uçuyorduk öncesinde oysa

bir rüzgârdık.
ben öndeydim durduğumuzda kırgındık
sen arkada – şimdi
bir ben - sen edebiyatına durmuştuk.

saçlarım dedin işte düştü saçlarım
önümde işte saçlarım dedin
göz göze gelmeyeceğiz artık bulutlarda.

sınavdayız işte liseli bir aşk
nasıl sınanırsa öyle sınanıyoruz

kim kimi vurursa tabanca
kazanacak bu aşkta!

İzmir, 1985

Bu metnin de içinde olduğu Issızlık Marşı kitabının diğer yazılarını okumak için tıklayınız.

30 Mayıs 2020 Cumartesi

AYIŞIĞI

1.
ayışığı sonatıydın sesinle göğümü ovarken
bir gelip bir verirken bendini
iki alırken kendine- bir gidip sonra
üstün bir olay olurdu şiirin
doyumsuz öpülmelere dizelerin olurdu
betimsiz okumalar gelir bizi bulurdu.

2.
kanmış mıydık o acısız öksürükte
kanmış mıydık bir aşka hangi kanıştı nasıl
konuşmak mı yasaktı susmak mı kaçmak mı
hangi kaçıştı böyle bu hangi şehrin dış semti

3.
duvarlar yağmur doldu yapraksızdır camların
hangi duvar dibinde hangi camın içinde
düşünmüş müydük hiç sahi düşünmüş müydük
hangi kapıları kıracaktık söyle bakalım nasıl?

4.
ak kağıt üstüne yazılı
kurumuş bir suskuydu bu
burada kalem sustu
burada şair sustu.

İzmir, 1985

Bu metnin de içinde olduğu Issızlık Marşı kitabının diğer yazılarını okumak için tıklayınız.

YAKMAK BİR AŞKA DAİR ACILARI

hangi kentteydik biz hangimizdi ölgün bakışlı
hangi çığlık pır pır eder kanatlarından kuşların
hangi kuşlar yoktu kitap okurlardı durmadan
hangileri aşk yazardı uçarı yüreklerinden

alnıma çizdim de bir yanık parmak izini
atıverdim yer boyu toprak yoktu orada
dudakların öptü yeşil gözlerin ne büyüktü
hangi kent yıkıldı toprak çıktı ortaya

kentler yıkıldı artık toprak kokuya döndü
elinin sıcaklığı sarıp sarmalar öykümü
yeryüzümü aldın ya kement oldu saçların
bir gülde gülmüştün ilkbahara dönmüştün

hangi tren garında hangi garajda anlat bana
hangi sesleri bekledik kötüydü hangi şiir


İzmir, 1985


Bu metnin de içinde olduğu Issızlık Marşı kitabının diğer yazılarını okumak için tıklayınız.

ISSIZLIK MARŞI

Sorunlarla somutlayın
Beni sorun sorunlara.
Kulağınıza iyi gelen
Yanıtı
Bir daha, bir daha
Alın benden
Alın benden.
Yiyin beni sonra
Acıkın acıkın yiyin.
Oyun karnımı
Oynayın.
Eleyin beni.
Dokuyun.
Sonra…
Dikin filan.
Gene yiyin.
Dalga geçin yani hep-
Yeter!
Yeter!


Ben kaçışlıyım.
Ödleğin tekiyim ben.
Kendi kendimin uçurumuyum.

Uçurumda açan
Mis koku
Koklayın beni.

Açılırsınız
Belki siz de
Denizlere!

İzmir, 1987

Bu metnin de içinde olduğu Issızlık Marşı kitabının diğer yazılarını okumak için tıklayınız.

29 Mayıs 2020 Cuma

AYNI


Kendinizde değilsiniz.
bir koltukta, öylesine,
oturuyorsunuz.
bir belediye otobüsünde, ayakta, sıkış tepiş, 
içiçe, insanlarla, ilişkisiz. ya da elleriniz 
bağlı ve tam tamına kendinizde değilsiniz. 
parmaklarınızla oynuyorsunuz. 
müşterisiniz siz, giriyorsunuz herhangi bir 
tecimevine, yo yo, tersi, tecimevi sizin, 
sahibisiniz. 
hoşunuza gidecek bir uğraş 
bulamadınız ya da kendinize, 
siz öğrencisiniz, ne güzel!

malum alimlerinizin sunduğu
derslere bayılıyorsunuz.
ya da en iyisi siz, uçurtma uçuran çocuksunuz, 
olunuz. 
ya da, ya da, ya da… siz…



                                             SİZ: - (nasıl konuşuyor olabilir ki 
                                                        içinizdeki siz:)
                                                        kaç kişiyim şu an ben,
                                                        kaç değişim böyle bu,
                                                        bu ben ben miyim, bu ben
                                                        bu x, bu taş, bu p, ben?
                                                        (evet ama, niçin dışa
                                                        vurmuyorsunuz içinizi?)

İzmir, 1987

Bu metnin de içinde olduğu Issızlık Marşı kitabının diğer yazılarını okumak için tıklayınız.